Ergen

Ergenlik dönemindeki gencin sözel olarak aktarımının yeterli olup olmadığı, ne tür bir terapi ilişkisi içinde güvende hissedeceği incelenir. Ergenlik dönemindeki gencin sorunlarına bağlı olarak, sıklığı değişmekle birlikte, aile dinamiklerinin çalışılması da tedavinin bir parçası haline gelebilir. Ancak, ergen gencin isteği bu noktada ön plandadır. Tedavi sürecinin güvenilir olması için, aileye verilmesi gereken bilgiler ile sır olarak saklanması gereken özel bilgilerin belirlenmesi gerekir. Ebeveynlerin de çocuklarının güvende olduklarını bilmeye ihtiyaçları vardır; bu nedenle gerek ergen genç ile gerek aile değerlendirmelerinde tedavi sürecine ait gerekli bilgiler aile ile paylaşılır. Bu yaş grubu gençler genellikle sözel olarak kendilerini ifade etmek isterler, ki bu dönemde buna oldukça da fazla ihtiyaçları vardır. Ancak bazı durumlarda ( fazla içe kapanma, isteksizlik, vs ) destekleyici, bilişsel ve psikoanalitik psikoterapilerin yanı sıra, sanat terapileri (müzik terapisi, kum terapisi, çamur terapisi, hikayeleştirme ve dramaterapi .. gibi) terapi tekniklerine de başvurabilir.

Ergenlerde Alkol ve Madde Kullanımı

Araştırmalarda ergenlikteki alkol ve madde kullanımının yetişkinlik dönemindeki alkol ve madde kullanım şeklini belirlediği gösterilmiş. Ergenlerde madde kullanımı daha çok deneme ya da kötüye kullanımı tarzında olduğu için, yetişkinlerde uygulanan bağımlılık kriterlerinin hepsini kullanmak geçerli bir yöntem olmayabilir. Ergenler kendi kimliklerini oluşturmak ve bağımsız bireyler olmak için pek çok davranış denerler. Bu sadece ebeveynlerden bağımsız olmak için değil, özerk birer birey yani yetişkin olmak için yaptıkları girişimlerdir. Madde kullanımı da ergenlerin bu dönemde denedikleri davranışlardandır. Madde kullanmak çoğu zaman bağımsızlık ve özerkliğin simgesidir. Gelecekte hangi çocuğun madde kullanıp hangi çocuğun kullanmayacağı kesin olarak bilinmese de bazı bilimsel veriler ile tahmin edilebilmektedir. Çocukluk çağında sık rastlanan ve tedavi edilmemiş, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, davranış bozuklukları, karşıt-olma ve karşıt gelme bozukluğu, çocukluk çağı depresyonları gibi psikiyatrik durumların ileride madde kullanımı açısından riskli olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Bunlar dışında cinsel ihmal ve istismar, aile ile yoğun çatışma, ailede madde kullanan bireylerin olması, okuldaki başarısızlık, düşük sosyoekonomik düzey, maddelere kolay ulaşabilme de risk etkenleri arasında sayılabilir.

Ergenlerde Ruhsal Muayene (Psikolojik Değerlendirme)

Psikiyatri belirti ve duyguların çoğu normal davranışlardan köken alır ve insan davranışındaki normalden patolojiye kadar olan bölümündeki bir noktayı temsil eder. Bu nedenle psikiyatrist, davranışsal ve duygusal belirti ile bulguları tanımak ve tanımlayabilmek zorundadır. Muayene sadece değerlendirme görüşmelerinde olan biten demek değildir. Ergen ile doğrudan ve dolaylı olan her iletişimin ne anlama geldiği sorgulanmalıdır. Örneğin, çocukluk döneminde dikkate ilişkin bir sorunu olmadığı halde yaşadığı karmaşa nedeniyle son aylarda dikkatini derslere veremeyen ve bu nedenle okul başarısında düşme yaşayan bir genç ve hatta ailesi ısrarla dikkat eksikliği sendromuna yakalandığını söyleyebilir ve kendisine dikkatini toplayıcı uyarıcı ilaçlar verilmesini istiyor olabilir. Ancak burada, gencin yaşadığı çatışma ve endişelerin dikkat sorunlarına yol açabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Kendisini hüzünlü ya da isteksiz hisseden her genci depresyonda olarak değerlendirmemek gerekir. Ergenlik dönemindeki kafa karışıklığı, kimi zaman sıkıntılı bir ruh haline, kimi zaman boşluktaymış hissine, kimi zaman isteksizlik hissetmeye neden olabilir. Ancak 2 haftadan uzun süren, değersizlik ve yetersizlik duygularının eşlik ettiği durumda depresif bozukluk değerlendirmelidir. Ergenlerde ruhsal muayenedeki önemli bileşenlerden biri de aile ile ilgili düşünce ve çatışmalarıdır. Bu çatışmaların sağlıklı olduğu durumların yanı sıra, bir kısır döngüye yol açan iletişim sorunları iyi değerlendirilmeli, ailedeki bir sıkıntıyı yansıtabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin anne ve baba arasındaki iletişim problemleri arasında kalma durumları gibi.

Ergenlerde Depresyon

Ergenlik yaşam döngüsü içinde depresyonun sık olarak görüldüğü bir dönemdir. Diğer dönemlere göre şiddeti ve riskleri de yüksektir. Ergenlik ile birlikte depresyonun yaygınlığı kızlarda erkeklere nazaran artış gösterir. Ergenlik depresyonunun en belirgin özelliği ise kızgınlık ve öfkenin varlığıdır. Ergenler, içinde bulundukları dönem itibariyle duygu, düşünce ve ilişkilerinde ani değişiklikler yaşarlar. Depresyondaki ergenler bu değişiklikleri daha hızlı yaşayabildikleri gibi, yetişkinlere benzer şekilde sosyal geri çekilme, ilgi ve etkinlikte azalma, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okul başarısında düşme, okul ve evden kaçma, madde ve alkol kullanma eğilimi ile intihar düşünce ve girişimleri şeklinde depresyon belirtileri gösterebilirler. Ergenlerde psikoterapinin çok önemli bir yeri vardır. Riskli ve ağır durumlarda ilaç tedavisi eklenmesi gerekebilir.

Ergenlik Dönemi Özellikleri

Erken Evre (12-14 Yaş)

(Ergenlik Fırtınası olarak adlandırılır) Çocuk kimliğinin kaybı ve beden görünümünde değişiklikler başlar. Kimlik mücadelesi gelişmeye başlar. Sınırları test eder. Ebeveyn otoritesini sorgulamaya ve karşı gelmeye başlar. Onların mükemmel olmadıklarını anlar, ebeveynleri dışında da sevecek kişiler arar. Huysuzluk ve çocuksu davranışlara dönme eğilimi vardır. Yakın arkadaşlar önem kazanır; arkadaş grupları giyim tarzını ve ilgi alanlarını etkiler. Aynı cinsiyetten arkadaş ve grup aktiviteleri tercih edilir. Cinsel gelişimde kızlar erkeklerin önündedir. Bir yandan utangaçlık, mahcubiyet gösterirken, diğer yandan gösteriş yapma eğilimleri de olabilir. Kişisel gizlilik gereksinimi ve bedenle denemeler başlayabilir. Merak ederler, riskli maddeler deneyebilirler. Normal olma kaygıları vardır.

Orta Evre (14-17 Yaş)

(Özdeşim dönemidir) Entelektüel uğraşlar artar, cinsel ve agresif dürtülerini yaratıcı alanlara dönüştürebilirler. İdealler geliştirip rol model leri seçer ve amaç belirleme yeteneğinde artış olur. Kendilik algısında zayıflık ile geçek dışı yüksek beklentiler arasında gidip gelebilirler. Bedenle ve görünümle ilgili aşırı uğraşları olabilir ve bedenine yabancılık hissedebilirler. Bağımsızlık mücadelelerini ebeveynlerinin engellediğinden yakınmaları sıktır. Ebeveynleri küçümseme eğilimi ve emosyonel olarak onlardan uzaklaşma çabaları doğaldır. Ebeveynlerden ruhsal olarak ayrılma sonucunda üzüntü dönemleri yaşayabilirler. Karşı cins arkadaşlık ilişkileri ve grup ilişkilerine yönelme vardır. Grup kimliğinin önemi giderek artar. Arkadaşlık ilişkileri, erken ergenliğe göre daha yüzeyel ve güvensiz olabilir. Günlük tutmayı da içerebilen, iç yaşantılarını inceleme gereksinimi vardır. Cinsel çekicilikle ilgili kaygıları olabilir. Aşk ve tutku hisleri konusunda sık değişen düşünceler görülebilir. Eşcinsellik korkuları olabilir.

Geç Evre (17-19 Yaş)

(Kimlik ve rol bütünleşmesi) Daha sağlam kişilik yapısı, doyumu erteleyebilme, duygusal sabitlik gelişir. Duygularını sözel olarak anlatabilme ve mizah yeteneğinde artma vardır. Kapsamlı düşünebilme yeteneği gelişir ve kalıcı ilgiler başlar, mesleğe yönelir. Amaçlar belirleyip bu yolda ilerleyebilir; bağımsız olarak kararlarını alabilmeye başlar. Kişisel saygınlık ve kendine güvene önem verir. Başkalarına ve geleceğe duyduğu ilgi artar ve yaşamdaki rolünü düşünmeye başlar. Kültürel gelenekleri kabullenme eğilimi olur. Ciddi ilişkilerle ilgili kaygıları vardır. Cinsel kimliğini netleştirir. Tutku ve aşk duyguları geliştirir.

Randevu ve Bilgi

Dilerseniz hemen arayabilir veya kliniğimi ziyaret edebilirsiniz.

RANDEVU İÇİN ARAYIN Bağdat Caddesi, İstanbul

İletişim

Dilerseniz +90 532 278 23 50 nolu telefondan hemen arabilirsiniz veya aşağıdaki formu doldurun biz sizi arayalım.



    Sorunuz mu Var?