Psikoterapi Nasıl Tedavi Eder?
Psikoterapi Nedir?
Psikoterapi, kişinin bir psikoterapist ile kurduğu güvenli ilişki ve iletişim sayesinde duygu, düşünce ve davranışlarında değişim yaşadığı bir iyileşme sürecidir. Terapide amaç, “sorunları konuşup rahatlamak”tan daha fazlasıdır; kişinin kendi iç dünyasını daha iyi anlaması, zorlanmalarını fark etmesi ve hayatını daha sağlıklı şekilde düzenleyebilmesidir.
Psikoterapide En Önemli Şey: Güven
Terapinin işe yaraması için ön koşul şudur: Danışan ile terapist arasında güvene dayalı bir ilişki kurulması.
Kişi, kendini yargılanmadan anlatabildiği bir ortamda, farkına vardığı duygu ve düşünceler üzerinden zamanla yeni bir bakış açısı geliştirir. Bu farkındalık arttıkça, kişinin algısı ve davranışları da değişmeye başlar.
Birçok kişi “Ben bunları zaten biliyorum” diyebilir. Ama terapi, bilmekten çok içeriden deneyimlemek ile ilgilidir. Bazı şeyler ancak güvenli bir ilişkide tekrar tekrar görülüp anlaşıldığında dönüşür.
Psikoterapi Neden İşe Yarar?
Nörobilimci Louis Cozolino, psikoterapinin etkisini çok net bir şekilde özetler: “Psikoterapinin neden işe yaradığının hikâyesi beyinle başlar; çünkü beyin, vücudumuzdaki sosyal bir organdır.”
Yani biz insanlar, ilişkiler içinde düzenleniriz. Kaygıyı yatıştırmak, öğrenmeyi artırmak, kendimizi daha iyi tanımak ve yaşamı daha sağlıklı biçimde sürdürmek için insan ilişkilerinin iyileştirici gücüne ihtiyaç duyarız.
Terapide, kişinin kendi “hikâyesini” anlamlandırması ve gerektiğinde yeniden düzenlemesi çok önemlidir. Çünkü yaşadıklarımızı nasıl yorumladığımız, hayatın şeklini doğrudan etkiler. Psikoterapi, kişinin kendi hikâyesini daha gerçekçi, daha şefkatli ve daha işlevsel bir hale getirebilmesine yardım eder.
Psikanaliz ve Diğer Psikoterapiler
Freud ile birlikte psikanalizin ortaya çıkması, insan psikolojisini anlamak için çok büyük bir dönüm noktasıdır. Günümüzde psikanalitik yaklaşımın nörobiyolojik temellerini açıklamaya çalışan birçok çalışma yapılmış ve psikoterapinin etkisine dair önemli veriler elde edilmiştir.
Ancak özellikle 1950’lerden sonra değişen sosyoekonomik koşullar ve yaşam temposu nedeniyle, daha kısa sürede uygulanabilecek farklı psikoterapi yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin bir kısmının etkinliği klinik çalışmalarla desteklenmiştir. Bununla birlikte şunu da bilmek gerekir: Psikanalizle birebir karşılaştırmalı çalışmalar sınırlı olduğundan “şu yöntem psikanalizden daha iyidir” gibi kesin bir yargıya varmak kolay değildir. Ayrıca birçok psikoterapi yaklaşımı, doğrudan ya da dolaylı şekilde psikanalitik düşünceden beslenmiştir.
Klasik psikanaliz genellikle haftada 2–3 seans ve uzun yıllar sürebildiği için, günümüzde herkes için zaman ve ekonomik açıdan ulaşılabilir değildir. Bu nedenle daha sık kullanılan yaklaşım, kişinin ihtiyacına göre planlanan psikoterapi modelleridir.
Psikoterapist Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Burada iki önemli konu vardır:
1) İhtiyacı doğru belirlemek
En güvenilir yol, kişinin bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmesi ve ihtiyacına göre bir plan yapılmasıdır. Çünkü bazı durumlarda sadece terapi yeterli olmayabilir, bazı durumlarda ise ilaç gerekmeyebilir. Doğru plan, kişiye özel olarak yapılmalıdır. İkinci yol ise deneyimli bir klinik psikolog ile görüşerek terapiye başlamaktır. Gerekli görüldüğünde psikiyatrist desteği de alınır. Ancak bazı durumlarda tanı koyma ve yol haritası çizme süreci gecikebilir; kişi zaman kaybedebilir.
2) “Her uzman terapist değildir” gerçeği
Hem psikiyatristlerin hem psikologların hepsi psikoterapi yapmayabilir ya da psikoterapi konusunda yeterli eğitim ve deneyime sahip olmayabilir. Bu çok normaldir. Bu durumda kişi, psikoterapi alanında eğitimli ve deneyimli bir psikoterapiste yönlendirilmelidir. Ayrıca psikoterapistlerin (psikiyatrist ya da psikolog) mesleki etik açısından, kendi terapi süreçlerinden geçmiş olmaları beklenir. Çünkü kendi çatışmalarını ve kör noktalarını tanımadan bir başkasına derinlikli yardım etmek çoğu zaman zorlaşır.
Türkiye’de ruh sağlığı alanındaki yasal düzenlemeler ve denetimler yeterince güçlü olmadığı için, danışanların bu konuyu araştırması ne yazık ki daha önemli hale gelmektedir. (Eğitim, süpervizyon, deneyim, çalıştığı yaklaşım ve mesleki sınırlar gibi.)
Psikoterapi Her Zaman İlacın Alternatifi midir?
Hayır. Psikoterapi çok güçlü bir iyileşme aracıdır; ancak her zaman ilaçların yerine geçmez. Bazı psikiyatrik durumlarda ilaç tedavisi zorunlu olabilir. Örneğin ağır depresyon, şizofreni, bazı ağır obsesif tablolar gibi durumlarda ya da kişinin kendine/başkasına zarar riski olduğunda ilaç tedavisi hayati öneme sahip olabilir.
Pek çok çalışma, psikoterapinin ilaç tedavisi ile birlikte yürütüldüğünde daha hızlı ve etkili sonuçlar alınabildiğini göstermektedir. En doğru yaklaşım, “tek bir yöntem” dayatmak değil, kişiye uygun olanı bilimsel veriler ve yaşam koşulları çerçevesinde belirlemektir. İyi bir klinisyen, terzinin kişiye özel kıyafet dikmesi gibi, başvuran kişinin ihtiyaçlarına göre tedaviyi planlar; seçenekleri açıklar ve kişinin süreci anlayarak karar vermesini sağlar.
Günümüzde En Sık Kullanılan Psikoterapi Türleri
Bilimsel çalışmalarda etkinliği desteklenen temel terapi yaklaşımları arasında şunlar yer alır:
- Psikanalitik / Psikodinamik Psikoterapi
- Destekleyici Psikoterapi
- Bilişsel ve Davranışçı Terapiler
- Varoluşçu Psikoterapi
Bireysel terapi, çift terapisi, aile terapisi ve grup terapileri; bu yaklaşımların kişiye, aileye veya gruba göre uyarlanmış biçimleridir. Hangi terapinin uygun olduğu “genel bir kural” değil, kişiye özel bir karardır.
Yeni Yaklaşımlar: Sandplay ve Bağlanma Temelli Terapiler
Nörobilimin gelişmesiyle birlikte bazı yeni terapi yaklaşımları öne çıkmıştır. Bunların bir kısmı bilimsel güvenilirliği yeterince gösterilemediği için zaman içinde uygulanmaz hale gelmiştir; bazıları ise güçlü biçimde yaygınlaşmıştır.
Örneğin, son yıllarda İsviçre, Amerika, Kanada, Japonya, Çin ve Güney Kore’de yaygınlaşan ve etkinliği desteklenen yöntemlerden biri Jungian Sandplay Therapy (Kum Oyunu Terapisi)dir. Jung’un kolektif bilinçdışı ve sembolik çalışmalarıyla ilişkili bu yöntem, özellikle çocuklarda ve bazı ergenlerde olumlu sonuçlar sağlayabilmektedir.
Bir diğer alan ise bağlanma temelli psikoterapilerdir. Bağlanma kuramı ve nörobilim bulgularıyla gelişen bu yaklaşım, temelde psikanalitik düşünceyi besler ve bazı aile terapileri, oyun terapileri ve bağlanma odaklı yöntemlerle de kesişir.
Özetle, psikoterapi, kişinin kendini daha iyi tanıdığı, ilişkilerini ve iç dünyasını yeniden düzenlediği, zorlanmalarını daha sağlıklı yollarla yönetmeyi öğrendiği bir süreçtir. Her terapi yaklaşımı kişinin ruhsal gelişimine ve hangi yaş aralığında, dönemde ya da çevresel şartlarda olduğuna göre değişim gösterir. En doğru yol, kişinin ihtiyacına göre kişiye özel bir plan yapılmasıdır.
Daha fazla detaylı bilgi ve muayene randevusu için bize ulaşın.
BİLGİ VE RANDEVUYorum yap
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.